Psikolog

Selvi Boylum Al Yazmalım

Bazı filmler zamansız hikayeleri konu alır ve her dönem karşılığını bulur. Eskiden Asya’nın İlyas’la gitmesini ne çok isterdim. Yaş ilerledikçe anlıyor ki insan, sevmek; kamyona yazı yazmak değil, sahiplenmekti, güvende hissettirmekti…
Asya oğluna ve ona sevgi veren, emek veren, oğluna babalık yapan Cemşit’e, bir de aşkı, ilk göz ağrısı İlyas’a bakarken ne yapmalıydı, ne düşünmeliydi? Sahi sevgi neydi? Sevgi iyilikti, sevgi dostluktu, sevgi emekti. Zor bir karardı bu. İlyas’tan vazgeçmek ama gözleri dolsa da oğlunun peşinden gitti. İyiliği, dostluğu, emeği seçti… Söz konusu olan emek değildir aslında, merhamettir. Zira merhamet, emek kavramının kapitalist ve karşılık ilişkisini içinde barındırmaz. Sevgi burada emek değil merhamettir. Aşkın merhamet hali bambaşka bir durum olarak Asya’nın gözünde belirir. Büyük bir aşk ile benzersiz bir merhametin ortasında kalmıştı. Merhamet onu değiştirmişti ama merhametçe. İlyas Asya’sının yerine kamyonunu koymuş, Cemşit ölen eşinin yerine Asya’yı ve oğlunu koymuş, Asya ise aşkının yerine merhameti koymuştu. Hayat aşkımızın ve sevgimizin yerine başka şeyler koymamızı sinsice bekleyebilir bizden. Merhamet işte tam burada devreye girer, emek der, fedakarlık der, bizi türlü tehlikelerden korur. Merhamet ve aşk bir araya gelmeyince mutlu bir son da mümkün olmuyor. Selvi Boylum Al Yazmalım’da da mutlu bir son mümkün olamamıştır. Buna rağmen ortada garip bir huzur vardır ve bu huzur kendisini merhamete borçludur.
Filmde İlyas bir sorun yaşadığında bunu bütün ilişkisine yansıtmıştır. Bu da belki de onun evliliğin hep mutlu gideceği fantezisine sahip olmasındandır. Oysa ki evlilikteki tatmin duyguları, problemler yaşanmaması ile değil, problem çözme becerisindeki başarı ile yükselmektedir. Sonuçta iki insanın birbirini sevmesi ne kadar güzel ve önemliyse, bunu ilişki olarak götürebilmek de çok önemlidir. Bunun için de duygusal olarak yakınlık hissetme ve ilişkiyi devam ettirme kararlığı şart iken bunun tutkuyla birleşmesi de ilişkiyi daha da mükemmelleştirebilecek bir durumdur. Ancak bu etkenler iyi bir ilişkinin başlamasına işaret ederken, iyi bir ilişkinin devamlılığını sağlamak için kadının ve erkeğin ilişkideki görev ve sorumluluklarını baştan tanımlaması, ilişkiden beklentilerini konuşması ve daima açık bir iletişim şekline başvurması çok önemlidir. İki insan birbirini çok sevebilir. Ancak bu güzel duyguyu yaşatmak için sahip çıkan, dost olan ve emek veren o el gereklidir. Yoksa sadece sevmek kolaydır, önemli olan bu sevgiyi besleyebilmek ve hep almak yerine vermeyi de becerebilmektir.
Seçimlerimizi neler etkiliyor? Deli dolu bir aşk mı, güvene dayanan bir sevgi mi? Her şeyi bırakacak kadar birine tutulmak mı yoksa hayatın zorluklarına karşı birinin elini tutmak mı? İlyaslar mı Cemşitler mi? Hangisi bizi daha mutlu ediyor ve içimizdeki boşluğu tamamlıyor? Aşk, aşık ile maşuk arasında sonunu düşünemediği bir yola koyulması olarak tasvir edilir. Yola koyulmak kavuşabilmek arzusundandır. Hep bir kavuşma ya da birleşme amaçlanır. Hemen hemen bütün aşk filmlerinde tek bir mesele vardır: filme konu edinen iki aşık kavuşacak mıdır kavuşamayacak mıdır? “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmi belki de ilk kez dikkatimizi başka bir yöne çeker. Artık mesele birbirini deliler gibi seven iki aşığın birbirine kavuşup kavuşamaması değildir. Asya ile İlyas karşılarına çıkan pek çok engeli kendilerinin de tam olarak anlayamadığı bir güçle atlatırlar ve kavuşurlar birbirlerine. Asıl mesele işte bundan sonra başlar. Birlikte hayatı, evliliği nasıl sürdürecekleridir söz konusu olan. Aşk bir sonuç olarak değil, süreç olarak karşılarına dikilir bu sefer. İmtihanları asıl bundan sonra başlar. Aşkları onlardan acımasız bir bedel istemektedir. Aşk onlardan sahip olmayı değil, “olmayı” istemektedir. Sahip olmaktan çok bir olmayı, o olmayı…
“Selvi Boylum Al Yazmalım” bir seçimin hikayesidir. Bir tarafta dürtü kontrolü zayıf, olgunlaşmamış yapıda, yetişkin olamamış, sorumluluk almayan, güven vermeyen İlyas; öteki tarafta kaybın ve acının olgunlaştırdığı, şefkatli, dost ve yoldaş olabilen Cemşit. Asya genç ve toy iken yıldırım aşkıyla tutulduğu İlyas’a kapılır, ailesini geride bırakıp ona kaçar. Ama anne olduktan, İlyas tarafından yok yere hırpalandıktan, terk edildikten, Cemşit’le yetişkin olarak hayatı paylaşmanın ne demek olduğunu öğrendikten sonra oğlunu ve Cemşit’i geride bırakıp İlyas’a teslim olmaz. Acı ama yerinde bir seçim olur.
Demek ki ilişkilerimizin kaderini pek çok unsur belirler. Ötekiyle olan ilişkimiz, kendimizle ve hayatla kurduğumuz ilişkiyle yakından ilgilidir. Kadın-erkek ilişkileri kapsamında baktığımızda, insanlarla nasıl bağ kurduğumuz, yakınlık ve mesafe ayarlarımız, sınır tayini, aşka, sevgiye, cinselliğe bakışımız, cinsel rol ve kimliğimizle barışıklığımız, ailemizden getirdiğimiz psikolojik miras ve ilişkiye nasıl yerleştiğimiz önemli belirleyici unsurlardır.

Uzm.Psikolog Işıl BEKTAŞ