Psikolog

Neyse Halım Çıksın Falım

Çoğu kişinin yaptığı birşeydir fal baktırmak, biraz doğu kültürünün getirdiği mistizmin kollektif bilinçdışımızdan aktarılan genetik kodları, biraz geleneksel kültürümüzün içinde yer alışı sebebiyle oldukça yaygın olan fal baktırma davranışında insanları etkileyen iki durum söz konudur: birincisi geleceğe ilişkin merak ve beklentilerini gidermek ve böylece gelecekte yaşanacaklar üzerinde kontrol sağlayabilmek , gerçekleşmesini arzu ettikleri olayların gerçekleşebileceğine dair duydukları ile ruhunun fantazmatik bir haz duyması, henüz gerçekleşmeden sanki gerçekte yaşanıyormuş gibi bireyi rahatlatması…ikincisi falcının söylediklerinin ” garip bir şekilde gerçekleşmesi”… İnsanları en çok da bu ikinci durum etkiler..
Nasıl oluyor da sizi hiç tanımayan birinin sizin için söyledikleri gerçekleşiyor: psikolojide bunun adı “kendini gerçekleştiren kehanet”. Yani
kişinin, bir süre sonra, başkalarının kendisine ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesidir. Burada kişi başkasına ilişkin bir beklenti oluşturur ve bu beklentiye uygun davranışlar sergiler. Bir süre sonra kendisinden beklenti oluşturulan birey tam da beklentiye uygun davranışlarda bulunur, üstelik bunu son derece spontane olarak yapar. Bu aslında insandaki bilinçaltının beklenti etkisine uygun davranma potansiyelidir. Doğru kullanıldığında hayatınıza ve hayatına dokunduklarınıza muazzam anlamlar katabilirsiniz bu yöntemle ve öyle görülüyor ki falcılar bunu oldukça iyi kullanıyorlar…
Hepimiz şu sözü duymuşuzdur ”neye inanırsan o olur”. Fal baktırdığımızda, falcının bize söylediklerine dair umut besleriz. Bunu mantıksal olarak kabul etmesek bile, falcının söylediği şeyler beynimize çok cazip gelebilir, durum böyle olunca bilinçaltı devreye girer ve çekim yasasından da bildiğimiz üzere o şeyleri bize doğru çeker.
Bu tür analizler ve yorumlamalar bireyin benliğini okşayacak bir biçimde yapıldığı için, birçok insana çekici gelmektedir. Diğer bir deyişle, bütün seçenekleri içermektedir. Fal yorumunda genel geçer cümleler kullanılıyor; yuvarlak, ölçülü, genel geçerliliği olan şeyler söyleniyor yani.
Psikologlar, insanların astroloji, kahve falı, tarot falı gibi şeylere ilgi duymasını Forer-Barnum etkisini de kapsayan öznel geçerlilik olarak adlandırdıkları fenomen ile açıklarlar. Öznel geçerlilik kısaca; bir ortamda söz konusu sizseniz, siz konuşuluyorsanız veya konuşulduğunuzu düşünüyorsanız önerilere karşı zayıf olma durumunuzdur.
Falcılık, büyücülük, tarotçuluk ve benzeri sahtebilimlerin sırtını en çok dayadıkları kavram, katılımcı önyargısı denen bir kavramdır. Bir düşünün; Bir falcının bizimle ilgili tahminleri bize uyuyorsa onları başarılı görüyoruz ve etrafımıza bundan bahsediyoruz. Eğer uymuyorsa, “Eh, ne bekliyorduk ki, bir falcı çözecek değil ya derdimi!” deyip geçiyoruz; etrafımıza bahsetmiyoruz. Bu önyargılı yaklaşım, falcıların toplumda halen tutunabilmesine izin veriyor.
Bu tarz kehanetçilerin herhangi bir bilimsel yöntemi de bulunmamaktadır. Sadece bilimden çaldığı sözleri kullanarak kişileri manipüle ederler. Bunu yaparken de, aslında öylesine geniş ve yüzeysel iddiaları, öylesine spesifikmiş gibi sunar ki, mutlaka, öyle veya böyle, kişilik veya baştan geçen olaylarla ilgili bir şeyler tutturabilir. İnsanlar da, tutanları sayıp, tutmayanları önemsemediği için, falcıların sahte başarısı şiştikçe şişer. Bu şahısların sizi kandırmak ve manipüle etmek için kullandığı temel yöntemleri bir miktar subliminal mesajlara benzetmek de mümkün.
İşin sırrı, kişiye özelmiş gibi gözükecek kadar spesifik; ancak popülasyonun geniş bir yüzdesinde karşılık bulabilecek kadar genel “tahminler” ileri sürmektir. Bu da biraz deneyim, biraz araştırma ile elde edilebilecek basit hilelerdir. Sonrasındaysa geriye işi süslemek kalır: astroloji haritaları, gizemli odalar, küreler, avuç içine bakmalar, kahve fincaları, tuhaf ve komik kıyafetler, buğulu bir ses ve daha nicesinin uydurdukları yalanlarla bir ilişkisi yoktur. Onlar işin şov kısmıdır.
Şimdi hemen insanların eğlence merakını öldürmeye çalıştığımızı sanmayın. Asla böyle bir amacımız yok. Bir şeyin saçma olması, onun yapılmaması gerektiği anlamına gelmez. Bu konuda hep kullandığımız klişe cümle: “Fala inanma falsız da kalma”dır…

Uzm.Psikolog Işıl BEKTAŞ