Psikolog

Kadınlar Neden Aldatır?

İhanet bir ilişki içindeki çiftlerden birinin, bir başkasıyla, fiziksel, cinsel, duygusal temas kurmasıdır.

Aldatma denilince akla genellikle erkekler geliyor ancak aynı türün iki aynı cinsi olarak her iki taraf da aldatabiliyor.

Ülkemizde ihanet özellikle kadınlar arasında son derece yaygınlaştı diye düşünüyorsanız, ben bunun sadece artık duyulmaya başladığını söylüyorum. Erkek de kadın da aldatabiliyor ve neredeyse aynı oranda.

Eşini yıllardır aldattığını söyleyen bir danışanıma sebebini sormuştum, aldığım cevap oldukça ilginçti: “Bu sayede evliliğimi sürdürebiliyorum” demişti…

Peki bir kadın neden aldatır?

İlişkisinde huzursuzluklar ve sık sık yaşanan tartışmalar, uyuşmazlıklar, psikolojik veya fiziksel şiddet varsa. Bu durumda ilişkisini sürdürmesin bitirsin demek mümkün fakat ülkemizde evlilikler, hatta ilişkiler fazla iç içe yaşanıyor. Özellikle evlilikler adeta iş ortaklığı gibi, okul taksitleri, ev/araba kredileri, birlikte daha konforlu bir hayat sürebilmeleri ayrılmayı güçleştirirken, mutsuz hallerini boşanmak yerine aldatarak değiştirmeye çalışıyorlar.

Kadın ilişkisinde değer görmemeye başladığını düşünüyorsa, partneri onu yok saymaya başladıysa da ihanet çanları çalabiliyor bazen…

Erkekler özellikle evlendikten sonra veyahut uzun ilişkilerde kadının artık gidemeyeceğini düşünerek onun kimliğini, kendi kimlikleri altında ezmeye, yok etmeye çalışabiliyorlar. Bu durum, kadının kişiliğinin yok sayılması anlamına geliyor ki yoğun bir değersizlik duygusunu da beraberinde getirdiğinden kadın, değerini bulmak için aldatmaya yönelebiliyor.

Tüm ilişkilerimizde, başkalarıyla girdiğimiz diyaloglarda, iş hayatımızda, aile yaşantımızda, kısacası hayatımızın genelinde etkili olan yegane şey hormonlardır. Dolayısıyla hiçbir erkek ya da kadın sadece el ele tutuşmak veya göz göze bakışmak için partnerini aldatmıyor. Yani aldatma, doğrudan cinsel amaç taşıyor.

Kadınlar aldattıkları zaman aslında inanılmaz büyük bir risk alırlar, bu açıdan bakınca da epey gözü kara davrandıklarını söylemek mümkün. Üstelik ihanet eden kesim, çoğunlukla baskı altında kalan kesimdir: birçok hareketi yasak, tabir-i caizse günah olarak kısıtlanan, yaptıkları şeylere “Elalem ne der?” zihniyetiyle azami dikkat etmek zorunda kalan kadınlar… Bu kadınlar bunca baskıya rağmen bir başka erkeğe aşık olabiliyor, hatta onun peşinden yuvasını, çoluğunu çocuğunu bırakıp gidebiliyorlar.
Sonuç itibarıyla mutlu olmak isteniyorsa beraberliklerde “el değmemiş” bazı alanlar bırakılmalıdır. Zamanla o alanları başkalarının doldurması istenmiyorsa nefes alacak alanları olmalı kadının da erkeğin de…

Tamamiyle birbirlerinin olduklarında kendileri gibi olamadıkları için ezildikleri, daraldıkları için başkaları için yaşamaya başladıkları ve bu durumdan bir süre sonra ciddi olarak sıkıldıkları için bu cendereden kaçmanın yolu başka pencereler açmak oluyor hayata. Kabul edelim veya etmeyelim ama olaya bu şekilde bakmak durumundayız. Neticede aldatma konusunda cinsiyet ayrımı yapmaya hiç gerek yok. Erkek niye aldatırsa kadın da o nedenle aldatır ya da erkek niçin aldatmazsa kadın da o sebeple aldatmaz.

Sevgiyle kalın, sevgiyle yaşayın…

Uzm. Psikolog Işıl BEKTAŞ