Psikolog

Evlilik Bozulmaya Başlarsa

Ilk belirti partnerler arası “ruhsal sevişmenin” son bulması; diğer deyişle “duygusal soğukluk”tur. İlk başlarda partnerler bunu anlamdıramazlar ancak duygusal manada bir şeyler paylaşmak içlerinden gelmemektedir. Kısa ve geçiştirici cümlelerden oluşan diyaloglar; evlilik sürecindeki ilk sarsıntıdır. Ardından fiziksel olarak da bir arada paylaşılan zamanda azalmalar gözlemlenir. Duygusal bağlamda ayrışan çift, zihinsel bağlamda da ayrışmaya başlamıştır. Ve sıklıkla: “paylaşacak bir şeyler kalmadı”, “eskisi gibi heyecan duymuyorum, her şey çok monoton” gibi söylemlere rastlanır.”
Evlilik dönüşümsel bir ilişki sürecidir. Partnerler aslında birbirini yansıtan bir ayna vazifesi görmektedir. Partnerlerin özlemleri aynıdır fakat beklentileri farklıdır. Mesela, sevmek ve sevilmek, herkesin ortak özlemidir. Ancak sevgiyi ifade etme biçimindeki farklılıklar beklentileri ortaya koyar. Kimi insan sevildiğini duymak ister, kimisi dokunarak sevildiğini hisseder, kimisi sürekli kendisine somut birşeyler verildiğinde sevildiğini hisseder. Evlilik ilişkisi de beklentilerin farklılığından oluşan ruhsal bir beslenme sürecidir. Partnerleri farkılılıklar bir araya getirir, aynılıklar uzaklaştırır.

Evlilik zeminindeki güç ile mutluluk dansının ahengi bozulduğunda evlilik genelde boşanmayla son bulur. Güç, bir bakıma esnekliktir. Partnerler birbirlerini ne kadar istekle, anlamak için dinliyorlar ise evlilik zemini o kadar güçlü olur. Partnerlerden biri veya her ikisi yalnızca kendi çerçevelerinden anlatmak için konuştuklarında ve dinlemek yerine duymayı tercih ettiklerinde duygusal boşanma gerçekleşir.
Evlilikte ortak payda da partnere istek ve ihtiyaçlarını güvenle açabiliyor olmalıdır. “Olması gerekenleri” dayatmak ve inatla “-meli, -malı” tarzında konuşmak yerine; olanı olduğu gibi kabul edebilmek, rol beklentilerine girmeden duygudaşlık yapabilmek, evlilik sürecindeki “mutluluktur”. Evlilik sürecindeki mutluluğun son bulması ile ruhsal boşanma gerçekleşir.
Ruhsal ve duygusal olarak boşanmanın gerçekleştiği bir evlilikte zaten fiziksel boşanma somut formda oluşacaktır.

Evliliği sonlandırmak tek bir tarafın kararı ile mümkün ancak ortada evliliği bitirme gibi bir karar var ise evlilik sürecinin yara aldığını söyleyebiliriz. Neticede boşanma statik bir olgu değil, dinamik yapıya sahip bir süreçtir. Bu süreç, pek çok kişisel, sosyal, ekonomik ve hukuksal nicelikler barındırmaktadır. Psikolojik açıdan bakıldığında, boşanma hem bir yas evresi hem de kriz evresini içerir. Boşanma kararı tek taraflı alınmışsa, boşanmak istemeyen taraf kendini yalnız ve çaresiz hissedecek belki de partnerinin geri döneceğine ilişkin takıntılı düşünceler üretecektir. Evliliği bitirmekte kararlı olan taraf tutumunda kararlılık sergiledikçe, evliliği sürdürmek isteyen partner öfke ve çaresizlik gibi ruhsal dalgalanmalar yaşar. Bu durum, duygusal ve fiziksel tansiyonun yükselmesine zemin hazırlayabilmektedir. Bu süreçte en önemli husus; evliliğini sürdürmek isteyen kişiye alan ve zaman tanınmasıdır. Bir süre sonra evliliği sürdürmekte niyetli olan kişi; evlilik mekanizmasının işlevsel olmayan yönlerinin farkına varacak ve kriz ile başa çıkma mekanizmalarını güçlendirerek aslında kendi istek ve ihtiyaçlarının tatmini yönünde eylemde bulunduğunu, ilişkinin yara aldığını ve ilişkisel süreçteki iyileşmenin ancak partnerlerin ayrışması sonucunda gerçekleşebileceğini görecek ve duyumsayacaktır.

Uzm. Psikolog Işıl BEKTAŞ