Psikolog

Ertelediklerin Senden Uzaklaşıyor

Hayatımızda ne çok şeyi erteliyoruz veya ne çok şey için geç kaldığımızı düşünüyoruz. Gün içinde bile çok basit işlerimizi sonraya bırakabiliyoruz. Pek çok konu için “Bizden geçti artık! Bu yaştan sonra! Yapamam ki!” diyoruz. Aslında keşkelerimiz, pişmanlıklarımız ya da umutsuzluklarımızla boğuşup duruyoruz kimi zaman. Üstelik bunlarla bilinçli seviyede bile mücadele etmiyoruz, çünkü otomatik düşüncelerimiz bizim yerimize cevap veriyor. Ertelediklerimiz; sahiden gerçekleştirmek için doğru zamanı beklediğimiz planlarımız mı yoksa yapmaya korktuklarımız mı?
Çocukluktan itibaren kişiliğimiz ve bununla birlikte hayallerimiz, ideallerimiz ve hedeflerimiz de biçimlenmeye başlıyor. Gençlik dönemlerimizde hayallerimize inanıyor ve büyük bir istekle onların peşinden koşmaya başlıyoruz. O yıllarda hayallerimizin tutkulu savunucuları oluyor, umut ve inançla kendimizi gerçekleştirmeye çabalıyoruz. Ama ya sonra…? Sonra maalesef çoğumuz bu tutkuyu ve motivasyonu kaybediyor ve bizim kendimize çizdiğimiz değil, bizim için çizilen yaşam yollarında yürümeyi seçiyoruz. Sanırım bu durum daha güvenli geliyor bize. Birçok istek ve hayalden vazgeçiyor veya daha kötüsü onları devamlı ertelemek gibi bir kötü alışkanlık ediniyoruz. Sanki şu an içinde olduğumuz an önemsiz gibi algılıyor ve sonraki, aslında bilinmeyen bir gelecek zamanda bu istek ve hayallerimizi gerçekleştirebilecekmiş gibi yaşıyoruz. Buna bazen bilinçli bazen de bilinçsiz olarak inanıyoruz. Belki de istediklerimizi gerçekleştirememiş olmanın, bu hayal kırıklığının acısından kaçan egomuzun geliştirdiği bir savunma mekanizması bu ertelemeler; yapamayacak olmanın sancısını çekmektense, daha sonra yapacağına inanmak…
Ancak ne var ki, biz ömür çizgimizde ilerledikçe, ertelediklerimiz de birlikte ilerliyor ve aradaki mesafe hep aynı kalıyor, kapanmıyor. Peki o isteklerimizi, hayallerimizi, ideallerimizi ne zamana kadar ertelemeyi düşünüyoruz? Öldüğümüz zaman zaten hiçbir değeri kalmayacak olan istek ve hayallerimizi aslında şimdiden çöpe atmış olmuyor muyuz? Sizi bir türlü başlatmayan şeyin ne olduğu hakkında hiç düşündünüz mü? Korkular değil midir sizi durduran? Peki hareket etmenizi dahi istemeyen korkudan kurtulmak istemez misiniz? Ertelediğiniz her ne ise ve gözünüzde ne kadar büyüyorsa, ısrar edin, kaçmayın, üzerine giderek korkunuza sarılın, sıkı sıkı sarılın, vazgeçmeyin ve bitene kadar yola devam edin. Hani o “Bugün olmaz,yarın”lar var ya, hayallerimize zarar. Tuzağına düştünüz mü ertelemelerin, hayallerinizden medet ummayın artık. Hayat bu, ertelemeye gelmez, geldi mi de “ah keşke” diye başını duvarlara vuran tek siz olursunuz. Malum harekete geçip tek bir adım dahi atmamışken mecburen bir başkasının hayallerini gerçekleştirdiğine şahit olacaksınız. Ertelediklerimiz, yapmadıklarımız veya türlü bahaneler üretip yapamadıklarımız bir gün elbet karşımıza çıkıyor. Ertelediğimiz her ne varsa karşımıza “keşke” olarak çıkacaktır. Keşke dememek ve pişman olmamak adına hayatı istediğimiz ve hissettiğimiz şekilde farkındalıkla yaşamak gerekir. O yüzden henüz yaşıyorken – ki ne zaman biteceğini bilmediğimiz bir yolculuk bu – ertelediklerimizin içinde gerçekten olanaklı olmayanları “ertelenenler listesinden” çıkarmak ve acısıyla yüzleşmek, ancak geriye kalanları ise artık ertelemeyi bırakmak ve ilk günkü tutku ve cesaret ile bir an önce gerçekleştirmeye başlamalıyız. Çok geç olmadan…

Uzm. Psikolog Işıl BEKTAŞ