Psikolog

Deprem Psikolojisi

Son zamanlarda hem ülkemizde hem de dünyada yaşanmasını istemediğimiz birçok olaya şahit oluyoruz. Salgınlar, savaşlar, ekonomik krizler, seller, yangınlar, depremler… Deprem ne yazık ki ülkemizin bir gerçeği. Bu gerçeği hemen unutuyor olacağız ki depreme hep hazırlıksız yakalanıyoruz. Ancak deprem hem bireysel hem de toplumsal olarak çok ciddi travmalara yol açabiliyor. Diğer insanların sebep olduğu işkence, tecavüz, savaş gibi travma kurbanlarının deprem, sel, çığ gibi doğal afetlerden etkilenen kurbanlardan daha şiddetli ve uzun süreli travmatik stres bozukluğu yaşadıkları bilinmektedir. Doğal afet kurbanlarının daha hafif travma sonrası belirtileri göstermelerinin sebebi bu afetlerde hata, şiddet veya ihanet için suçlanacak insan kaynağı yokmuş gibi görünmesidir. Bu afetler genellikle doğa güçlerine, kötü şansa veya kadere bağlandıklarından kurbanların topluma ve devlete güveni sarsılmaz. Ancak insan nedenli travma kurbanlarının acılarının sebebi genelde yakınlarındaki kişilerdir ve bu kişilerin insan ve topluma olan güveni sarsılmış veya tamamen yok olmuştur. Bu tip güveni sarsan veya yok eden faktörler doğal afetlerde daha az olsa da, iki önemli insan faktörü afet sonrası travma sonrası stres bozukluğunun gözlenmesinde rol oynar. Bunlardan ilki doğal afetin insanların kayıp veya ölüme yol açmalarında görülen insan ihmalleridir. Denetlenmemiş veya malzemeden çalınmış binaların çöküşleri hem inşaatı yapan hem de denetlemeyen insanların ihmali ve suçudur. Doğal afet kurbanlarının travmalarında diğer bir insan faktörü ise, olay sonrası yardım aşamasıdır. Yardım safhasında çeşitli dernek, vakıf, devlet mekanizmaları, yardım kurumları, şahıslar gibi pek çok insan kaynağı rol oynamaktadır. Yardımlarda yaşanan gecikmeler, dağıtımdaki taraf tutmalar, çifte standartlar, suistimaller travma kurbanlarının yaşadığı travma stresinin şiddetini ve süresini artırır. Bu kişilerin kurumlara ve devlete olan güveni zedelenir. Tüm bunların yanı sıra, deprem gibi afet sonrası çıkan kargaşada soygun, yağma gibi insan kaynaklı suçların arttığı da bilinmektedir. Bu gibi kötü niyetli, fırsatçı, düzen bozucu olaylar ile insanlar da doğal travmaya katkı yapmaktadır. Dolayısıyla yüzde yüz doğal kaynaklı bir travma yoktur diyebiliriz. Bu anlamda devletin gerekli güvenlik tedbirlerini alması ilk koşuldur, çünkü travmada öncelik güvenliğin sağlanmasıdır. Yardım faaliyetlerinin zamanında ve doğru yerlere ulaştırılması ve yardım malzemelerinde yığılmanın olmaması için iyi organize olunması gerekir. Başta afet bölgesindeki insanları ve tüm ülkeyi etkileyen, güvenlik duygusunu derinden sarsan bir olay gerçekleştiği unutulmamalıdır. Bu süreçte sosyal medyada yapılan kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı haberlerin ve ifadelerin yayılmasına katkıda bulunmamak gerekir. Ayrıca kişisel olarak sakin kalmaya özen göstermeliyiz. Son olarak herkesin travmalardan etkilendiğini ancak tepkilerinin farklı olabileceği unutulmamalıdır. Gereksiz ve hiçbir yere varmayacak suçlama, münakaşa ve tartışmalardan kaçınmak, sevdiklerimize, sorumluluklarımıza ve ihtiyaç halindeki kişilere nasıl yardımcı olabileceğimize odaklanmak en mantıklı seçim olacaktır.

Uzm. Psikolog Işıl BEKTAŞ