Psikolog

Boşvermişim Dünyaya

Hayat ne garipleşti… Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı. Malımız mülkümüz arttı ama keyfimiz azaldı. Büyük evlerde kalıyoruz ama küçük ailelerde yaşıyoruz. Para kazanmayı öğrendik ancak yuva kurmayı beceremedik. İlaçlar çoğaldı ama hastalıklar da arttı. Diplomalar var ama sağduyu az. Çok para harcıyoruz ama az gülüyoruz. Akşamları geç yatıyoruz, sabahları yorgun kalkıyoruz. Az okuyup, çok televizyon izliyoruz. Varlıklarımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik. Çok konuşuyor, az gönül veriyoruz. Hayata yıllar ekledik fakat yıllara hayat katamadık. Ay’a çıktık ama ruhun derinliklerine inemedik. Uzaya kadar ulaştık ama komşumuzun kapısını çalamadık. Atomu parçaladık lakin önyargılarımızı yıkamadık. Çok plan yapıyoruz fakat az sonuç alıyoruz. Acele etmeyi öğrendik lakin sabırlı olmayı öğrenemedik. Tanıdıklar çoğaldı, dostluklar azaldı. Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı. Maddiyata önem arttı, maneviyat ise önemini kaybetti. Teknoloji gelişti ama insanlar arasında iletişim azaldı. Yalnızlıktan şikayet ediyoruz ama yinede yakınlık kuramıyoruz. Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı, modern evlerin yuva olmadığı, vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu, kağıt mendil gibi ilişkilerin yaşandığı, kısa seyahatlerin yapıldığı, bol yalanların söylendiği, dürüstlüklerin rafa kaldırıldığı, fazla kiloların, asık yüzlerin, zayıf karakterlerin ve güçsüz psikolojilerin var olduğu zamanlarda yaşıyoruz. İnsanlar şiirlere, şarkılara, evcil hayvanlara tutunuyor fakat insan insana tutunamıyor artık. Mesela seni duymak isteyene bir fısıltın yetmiyor artık.
Kırıntılarımız çok derin mevzu değil mi?
Hepimiz hayatı bir arayış içinde geçiriyoruz. Başarıyı, mutluluğu, aşkı, şansı arıyoruz. Aynı zamanda da sürekli bunları bulamadığımızdan yakınıyoruz. Bulduğunu sanıp sonrasında yanılmanın pişmanlığını yaşıyoruz. Aslında tam olarak bu bulamamışlık hissi nedeniyle en büyük bunalımları yaşıyoruz. İnsan ne kadar doyumsuzca bir şeylere bağlı olsa da özünde içgüdüleriyle hareket eden bir varlıktır. Yani dünyevi hiçbir imkan, sonsuz mutluluğu getirmez. Tam da bu aşamada hayatın anlamı sorgulanır. Bir şeyin anlamlı olabilmesi bir gereklilik değil aslında. Sizin için “değerli” olması gerekliliktir. Değer verdiğiniz ne varsa, anlamlı olan da O’dur. Yürüdüğünüz yolun bir gün anlamsız ve bomboş gelmemesi adına sadece kendiniz için değerli gördüklerinizin peşinden koşun. Bir yere varabilmeyi düşünerek koşulmuş bir yolun tek anlamı, varıp varamayacağınızdır. Değer verdiğiniz bir şeyin yolunda koşabiliyor olmanın anlamı ise bundan çok daha fazladır…
Şimdiki dünya yeni haller dünyası. Artık geçmiş dünyanın halleri kalmadı. Çağımızın insanı bilgi çağında bilgisizlik yaşıyor. Her türlü konfora ve zenginliklere rağmen günümüz insanı için en büyük gerçek: mutsuzluk. Her şey mevcut fakat ruhumuz ortalıkta görünmüyor. Öylesine gündelik telaşlarla kısır bir döngünün etrafında pervane olmuş bedenler ve ruhlar… Ruhlarımızı nostaljik bir yolculuğa çıkartıp, elimizde bir file ile mahalle bakkalına dalsak, doldursak içine geride bıraktığımız, unuttuğumuz şeyleri… Fonda da Ajda’nın “Boşvermişim Dünyaya” şarkısı… Güzel olmaz mı? Metropol yaşantılarımızın meçhule yol alınan sokaklarında yıpranmış ve yorgun ruhlarımız için bir avuntu, bir öze dönüş olmaz mı?

Uzm.Psikolog Işıl BEKTAŞ